Haşimi Krallığının Başkenti Yedi Tepeli Amman...


Gezgin ailem; “Gezi Alemi”ne, epeydir gezi notlarımı gönderemiyordum. Üstelik bir proje kapsamında, bir yıl boyunca Türkiye’nin 7 bölgesini, enine boyuna gezdiğim ve ne çok hayranlıkla bahsedeceğim şehirlerin notları ve birkaç yurt dışı gezim olduğu halde. Sanırım ülke ve dünya gündeminin kaotik, karamsar tabloları karşısında gezi paylaşımlarım benim için önemini yitirmişti. Hayat ne garip, bu gezi yazımı tüm dünyayı saran bir virüsün bizi evlerde yaşamaya mahkûm ettiği, bir anlamda ev mağaralarımıza kapandığımız günlerde yazıyorum. Bu karantina günlerinde, bol zamanımı değerlendirme anlamında bu gezgin yazılarımla uğraşmak hoşuma gitti.  

Amman kuşbakışı ayrı bir güzel…

New York’ta yaşayan çok sevgili yeğenim Evrim iş nedeniyle gittiği Ürdün’e, bizi de davet edince Pegasus’un Ankara’dan direk Amman uçuşlu biletimizi aldık. Dünyada ve ülkemizde korona’nın telaffuz edildiği, ancak yine de tam vakıf olamadığımız günlerdi. Yeğenim Evrim’i görmenin, Lut Gölünde yüzmenin, çöl safarisinin, Petrayı görmenin dayanılmaz cazibesi korkumuzu alıp götürmüştü. Biraz tedirgin karar verdiğimiz Ürdün keşfi 24 Şubatta; maskelerimiz, dezenfekte aparatlarımız, vitaminlerimiz eşliğinde, 2 saatte vardığımız Ürdün’ün başkenti Amman’la başladı. 

Batı bölgesinde yer alan klasik bir Amman evi…

Ürdün, resmî adıyla Ürdün Haşimi Krallığı, bir Arap ülkesi. Kuzeyinde Suriye, kuzeydoğusunda Irak, güneyinde ve doğusunda Suudi Arabistan, batısında İsrail ve Batı Şeria yer almakta.  Resmî dini İslam, resmî dili ise Arapça. Ülke, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler tarafından kutsal sayılan toprakların kesiştiği yerde bulunmakta. Ortadoğu’nun kurtarılmış bölgelerinden biri olarak görülen Ürdün, şimdilik aşırı çatışmalardan uzak durmakta.  Ürdün’ün nüfusunun önemli bir kısmını Filistinliler oluşturmakta. 

Antik Roma Tiyatrosundan kareler…

8 gün kaldığımız Ürdün’de İngilizce bilmeyene rastlamadık desem doğru söylemiş olurum. Tarihi MÖ 9000 yılına uzanan köklü bir ülke. Orta Doğu’da Levant (el-Maşrık) bölgesinde yer alan ülke, antik uygarlıklara meraklı olanları tatmin edecek, en eski kültürlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Ürdün’ün geçmişi meraklılar için hayli ilginç. 

Hüseyin Camii…

Amman; Ürdün'ün başkenti ve en büyük şehri olup ülkenin siyasi, kültürel ve ticari merkezi. Şimdilerde nüfusu 5 milyona yaklaşmış. Amman, dünyanın hâlâ yaşanılan en eski kentlerinden biri. Amman gördüğüm kadarı ile ikiye ayrılmış. Şehrin Doğu kısmı Al Balad;   geleneksel, otantik ve tarihi bir bölge. Ankara’da yaşayan biri olarak Ulus gibi diyebilirim. Hediyelik, turistik dükkânlarla dolu, geleneksel tatların, içeceklerin hepsini barındıran lokanta, v.b. yerlerin bolca olduğu, enerjisi ve turistlerle iletişimi bol, yerel kıyafetli insanların, gece geç vakte kadar açık işletmelerin olduğu bir bölge.  Kaldığımız 3 gün boyunca hiçbir güvenlik sorunu yaşamadık. Türkiye’den geliyoruz dediğimizde inanılmaz bir ilgi ve sevecenlikle karşılaştık. Üstelik bu sempatilerini kahve ve çay ısmarlayarak pekiştirdiler.  Batı Amman ise, modern yapılarıyla ve mekânlarıyla şehrin Batı’ya dönük yüzü. Kafeleri, alışveriş merkezleri, büyük gösterişli işletmeleri, otelleri,  rezidanslar ve sanat galerileriyle göze çarpmakta. Hatta araba markalarının da son model olarak değiştiği zengin kesimi barındıran bölge. Taksilerde, doğudan ve batıdan bindiğinizde anında farkı görüyorsunuz.
  
Al Balad’dan kareler…

Kraliyet Sarayı doğu kesiminde, Meclis ise batı kesiminde yer almakta. Zamanımızın büyük bir kısmı doğuda geçti. Burada kıyafet dükkânları işlemeli yerel giysilerle dolu. Kırmızı beyaz yerel puşiler ve parfüm esansı satan dükkânlar, nargile ile ilgili malzemelerin satıldığı büfeler, şişe içine renkli kumları kullanarak siparişle yaptıkları tezgâhlar, çoğunlukla mozaik tekniğiyle yapılmış hediyeliklerin bulunduğu dükkânlar, şeker kamışı içeceği büfeleri, zeytinyağlı haşlanmış terbiye edilmiş nohut, bakla seyyar tezgâh satıcıları, aktarlar, altıncıların, yerel taşların ve takıların satıldığı dükkânlar bolca bulunmakta. Al Balad’ta çok rahat ve güvenli şekilde saatlerce gezebilir, tarihi sokaklarında kaybolmanın, mütevazı, küçük esnaf dükkânlarından ilginç şeyler bulmanın keyfini yaşayabilir, lezzet duraklarında molalar verebilirsiniz.
  
Amman Kalesi (Jebel al-Qala'a)…

Antik Roma tiyatrosu ve Jordan Müzesi, Arkeoloji Müzesi aynı bölgede. 6000 kişilik, restorasyonu yeni bitmiş olan Roma tiyatrosu,  Philadelphia olarak bilinen Roma dönemine kadar uzanmakta. Uluslararası kitap fuarı ve El-Balad Müzik Festivali gibi etkinlikler de yapılıyormuş burada. Sizde merdivenlerinden tırmanabilir, şehri seyredebilir, sütunların arasından yürüyebilir, güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Akşam saatlerinde de ayrı bir mistik atmosferi oluyor. 

Solda Herkül Tapınağı, sağda ise Umayyad Sarayı. Arkada ise Amman manzarası…
Umayyad Sarayının iç restorasyonu sizce aslına uygun mu?…

Yakınında Şehrin en eski camilerinden olan Hüseyin Cami, 1920’lerde Osmanlı mimarisi tarzında yeniden inşa edilmiş yeni bir cami. Caminin orijinali 640 yılında Hz. Ömer döneminde yapılmış. Amman şehir merkezinde yer alan cami etrafındaki çarşının odağında yer almakta. Hala restorasyonu sürmekte olan, Jordan Müzesi de; geçmişi, bugünü, kültürü, bazılarında masalımsı bir tatla, farklı sergileme teknikleri kullanarak ziyaretçilerine sunmuş. Görülmeye değer.

Ürdün Müzesi’nden…
Farklı sergileme teknikleri ile Ürdün Müzesi görülmeye değer…

Yine aynı bölgede bulunan Amman Kalesini görmeden, gezmeden olmaz. Kale deniz seviyesinden 850 metre yükseklikteymiş. Amman’ı, 360 derecelik bir açıdan görebiliyorsunuz ve bu şehirde başrolde taş olmalı diye geçiriyorum içimden. Pek yeşilliği olmamasına karşın, aynı renkte kum taşından kübik yapılan şehrin mimarisinin uyumu, bütünlüğü hoşuma gidiyor.  M.Ö 1800’lü yıllara dayanan geçmişi kalenin Tunç Çağı’nda inşa edildiğini, yıllar içinde Demir Çağı, Roma, Nebatiler, Bizans ve Emevi dönemlerinde birçok tadilat geçirdiği söyleniyor. Kale sınırları içinde; Herkül Tapınağı, Bizans Kilisesi, Emevi Sarayı var. Kalenin etekleri piknik yapan, sevgililere romantik köşeler sunan, uçurtma uçuran, top oynayan çocuklarla dolu. Yaş gününü kutlayanlar da var. Meraklı turistler rehberlerini can kulağıyla dinliyorlar. Bazılarının, özellikle Çinli ve Japon turistlerin maskeleri dikkat çekiyor. Acaba bizde mi maske taksaydık diye gurubumuz birbirine bakıyor. Yaşayan, enerjisi yüksek, şiirsel estetiği, ferah atmosferi bizi sarıyor Özellikle; şehrin tüm camilerinden aynı anda yükselen uzakta ezan sesleri, ardından Ürdün de gelenek olan, camilerden okunan duaların yankısı sizi mistik bir yolculuğa çıkarıyor sanki. Şubatın son günleri, ancak bahar havası gelmiş çoktan.

Solda Haşimi Restoran, sağda ise şeker kamışı içecek büfesi…

Buradan biraz zor ayrılarak, gezi yazılarında hep işaret edilen, Al-Quds restoranının yolunu tutuyoruz. 5 kişilik gurubumuz, farklı yerel tatlardan istiyor ve böylelikle hepsinden tatma olanağı buluyoruz. Baharatlı nohut toplarından falafel, pilavlı, bademli ve koyun etli geleneksel bir bedevi yemeği mansaf, yanında humus, tabule, patlıcan ezmesi mutabal ve zahter salataları pita ekmeği eşliğinde. Ürdün lezzetleri bizim damak tadımıza uygun. Gerçekten Ürdün’de yemekler konusunda hiç hayal kırıklığı yaşamadık. Sonrasında; ister nane çayı ister kakuleli (cardamom) kahve, ya da yarpuzlu (esanslı nane) çay içebilirsiniz kafelerde. Ankara’ya dönünce hoşuma gittiği için, bir müddet kakuleli kahve ve yarpuzlu çaya devam ettim. 

Ürdün lezzetleri ve elbette Amman tatlıları…

Amman da gece geç saatlere kadar her yer açık ve cıvıl cıvıl sokaklar, caddeler. Birkaç şubesi olan Habibah Restoranda, ister sıraya girip plastik tabaklarda ayaküstü yiyin, isterseniz oturarak her şeyi kararınca olan nefis künefeleri afiyetle mideye indirebilirsiniz. Madem yemeklerden bahsettim, Hashem (Haşim diye kodlamıştım) Amman'ı ziyaret edenler için olmazsa olmazlardanmış. Bizde gittik. Sirkülâsyonu çok olduğu için, ürünler çok taze ve lezzetli. Yüzyıllık bu sokak arası lokantasında menü sınırlı, hepsinden karışık isterseniz ancak doyarsınız. Falafel ana yemek, yanında çayda getiriyorlar. Ancak temiz diyemem. Tuvaletiniz gelmemesi için fazla su içmeyin. Tuvaleti bulmak için, karışık yerlerden ve merdivenlerden çıkarak ulaşabiliyorsunuz. Amma tuvaletinizi yapmadan geri dönebilirsiniz pisliğinden. Amman da dürüm dönerciler oldukça fazla. Shawerma Reem en meşhurları. Porsiyonları küçük olduğu için birkaç tane almanız gerekiyor. Burada da kuyrukta sıraya girdik, insanlar torbalarına en az üç dört adet alıyorlardı ve minicik mekânın yanında ayakta yiyorsunuz. Ülkemizin yemek kültürü harika, üstelik her yörenin farklı güzellikleri var. Hiçbir coğrafyaya değişmem.  Türkiye gerçekten lezzet cenneti, üstelik ne kadar temiz, düzenli ve hizmetinin süper olduğu, yurt dışı gezilerimde daha bir anlam kazanır.

National Gallery of Fina Arts bahçesi ve güzel bir sergi…
Ortadoğu sanatçılarından güzel bir suluboya…

Havalimanından araç kiraladığımız için, ulaşım sorunumuz kolaylaştı. Ürdün’e tursuz gidecekler için sanırım araç kiralama seçeneği tek seçenek gibi görünüyor. Petra, Lut, Akabe, v.d.  birbirine uzak ve toplu ulaşım ortalıkta pek göremedim. Günü birlik turlar var. Taksiler kolaylıkla bulunuyor. Fiyatlar belki makul, ancak 1 jordan dinarı 9,5 TL. Düşünün onların neredeyse 1 lirası bizim 10 liramız. Ürdün,  bu açıdan bizim için pahalı bir şehir. 

Solda Ürdün yerel el sanatlarından örnekler, sağda ise Arap dünyasından çağdaş sanat örnekleri…

Yeğenimin Airbnb’den şehrin Batı tarafından tuttuğu daireden,  çok memnun kaldık. Ürdün taşından yapılan lüks apartmanların, villaların, lüks arabaların, yemyeşil, çiçekli bahçelerin  olduğu huzurlu, güvenli bir semtte. Amman’da kenar mahalleleri de dolaştık. Sınıf farkı oldukça fazla, ne yazık ki. Gezdiğim coğrafyalarda kilometrelerce yürümeyi çok severim. İlginç detayları daha çok yakalıyorum bu yürüyüşlerimde. Bölgeye ait kültürel, sosyolojik dokuyu daha iyi duyumsuyorsunuz. 

Kral Abdullah Camii…
Kral Abdullah Camiini özel giysilerle geziyoruz…

Kız kardeşimle, akşamdan planladığımız Kral Abdullah camisine 1,5 saatlik bir yürüyüşle gittik. Son restorasyondan sonra, 7000 kişilik cemaatin  ibadet edebilir duruma geldiğini söyledi görevli.  Kadınlar için 500 kişilik yer ayrılmış. Mavi mozaik görkemli bir kubbe ile kaplı, mimarisi oldukça estetik olan, adını Ürdün Kralı I. Abdullah'tan alan bu camiye Müslüman olduğumuz için giriş ücreti ödemedik. Caminin içinde Kral Abdullah’ın mezarını da görebilirsiniz.  Caminin alt katında büyük bir hediyelik mağazadan biraz abartılı kapüşonlu özel giysileri giymemizi, camiyi bu giysilerle dolaşabileceğimizi söylediler. İçi de dışı gibi ferah, estetik, birçok dini alanları olan bu caminin, çok büyük bir amfi tiyatro şeklinde toplantı salonuna girdiğimizde, güzel sure okuma etkinliği vardı. Biraz izledikten sonra, caminin açık alan kısmına gittik. Karşıda çok görkemli güzel bir kilise var.   Alt katındaki mağazadan hediyelik gümüş, Ürdün’e has, adventure  taşı dedikleri küpe, Amman özel bardakları, magnetler alırken çalışan genç kızlarla sohbet ettik. Türkiye’den geldiğimizi duyunca bize çay ısmarladılar. Kızlar Türk dizilerinin çoğunu hayranlıkla izlediklerini, hatta ezberledikleri dizi şarkılarını söylediler bize. Hatta içlerinden bir genç kız dizilerle Türkçeyi nasıl öğrendiğini anlattı ve çok iyi Türkçe konuşuyordu. Bir Türk’le evlenmek istediğini söyledi. Kızlar epeyce hareketli bir Arap halayı gösterisi yaptılar bize. Bizde onlara mini bir şemmame ve delilo halayı figürleri gösterdik. 

Soldaki Kral Abdullah Camii'nin karşısındaki Coptic Orthadox Kilisesi, sağdaki ise bir başka kilise…

Caminin çok yakınında yürüme mesafesinde, çağdaş sanat müzesi, National Gallery of Fine Arts’a gitmeden olmazdı.  Bahçesinin girişinde bile, modern heykellerin karşıladığı,  yeşillikler içinde bahçe tasarımının müzeye yakışan bir sanatsal atmosferi ile iç açıcı bir manzara sizi sarıyor. İki katta arap sanatçılarından, özgün seramik, resim ve fotoğraf sergileri yer alıyordu. Gittiğim Avrupa kentlerindeki müzeler ve sanat eserleri gibi son derece başarılıydı.  Üst katında mini bir kütüphane, müze dükkânı ve balkonu da olan güzel şirin bir kafesi var. Gözümüze ve midemize bayram yaparak, bu güzel yerden ayrılıyoruz.

Türk dizileri hayranı Amman’lı genç kızlar ve Ürdün’lü kız çocuğu…

Gezilerimde, gideceğim yerin önceden dersini çalışsam da, bazen spontan da olabiliyor. Google Mapste açık sarıya boyanmış caddeler genellikle, insanların tercih ettiği, görmek istediği yerler olabiliyor. Yeğenim Evrimin de tavsiyesiyle, Google Maps’te açık sarı gösterilen Rainbow caddesi (Al-Rainbow St) çıktı karşımıza. Taksiyle hemen ulaştığımız bu cadde sanki şehrin Avrupa yakası gibi. Asırlık ağaçları, begonvil çiçekleri, duvarlarda grafitiler, konsept kafeler, eğlence mekanları, bar, sanat galerileri, yerel hediyelik eşya dükkânlarıyla uzanan bir cadde ve sokaklar. Geç saatlere kadar her türden canlı müzikli mekânlarda gençlerin eğlendiği bir bölge olduğunu öğreniyoruz. Gündüz bile park yapmış arabaların çokluğundan anlaşılıyor bu durum. Vaktimi burada harcamasaydım; Ebu Derviş Cami (Abu Darwish Mosque) ve Amman Çocuk Müzesini görseydim keşke diye geçiriyorum içimden. Burada yaşayanlar için güzel bir cadde, ancak bizim için yerel, otantik yerler daha çekici. 

Bu güzel binaların içinde tarihi katleden bu tarz görgüsüz yapılar her yerde aynı. Benzer cinayeti Urfa’da da görmüştüm; sağdaki yapı ise Al Hussein Kültür Merkezi…

Amman da benim ve eşimin adını; günde 40 kere duyduk. Her seferinde bana mı sesleniyorlar diye bakmam çok komikti. “Şükran” onlar için teşekkür etmek. Birde, “vasel Selami”. Anlamı herkese selamlar olsun, ülkenize selamlar olsun. O da eşimin adı (Selami). Gezi boyunca Şükran/Selami esprisi peşimizden ayrılmadı. Ömer, Aziz isimleri de çok. Bunlar da kardeşimin ve babamın adı. Ürdün’de Kurandan isimler olduğu için, doğal olarak isimlerimiz çok benzer.

Ürdün’ün geçmiş uygarlıkların izleri. Sağ alttaki Nebatilere ait bir rölyef; Amman’da bir güzel ağaç…

Orta Doğu’nun otantik, zengin geçmiş kültürlere, uygarlıklara sahip, şimdilik huzurlu coğrafyası Ürdün’ün başkenti Amman dan sabahın çok erken saatlerinde ayrılıyoruz. Dört günlük rotamızı; en çok merak ettiğim Petra’ya, üzerinde batmadan, sırtüstü yatarak kitap okumak istediğim dünyanın en alçak seviyesinde bulunan Lut Gölüne ve Mars gezegenini çağrıştıran  Wadi Rum’a çeviriyoruz.

Görüşmek üzere….  

Amman Kalesinden selamlar…
 











 Yazılan Yorumlar...
Erdin İVGİN
(30 Mayıs 2020)
Şükran Hanım,
Tam zamanında gidip tam zamanında dönmüşsünüz ülkemize. Koronavirüs yüzünden uzunca süre yurt dışı gezilere gidemeyeceğiz gibi.

Yazınızı keyifle okudum. Evden çalıştığımız kapalı kaldığımız bu günlerde ilaç gibi geldi.

Elinize sağlık.
Şükran Şahin
(04 Mayıs 2020)
Hakan bey, teşekkürler, sayenizde yazılarım bu sayfada daha bir anlam kazanıyor. Düzenleme için ayrıca teşekkür ederim. Güvenlik açısından Ürdün'de en ufak bir sorun yaşamadık. Dükkanlar gece geç saatlere kadar açık. Tek başına dolaşan kadın turistler de çoktu. Türklere aşırı sevgileri var. En varoş semtlerde bile otantikliği nedeniyle, 2 kızkardeş dolaştık. Hiç bir problem yaşamadık. Özellikle bizde çok şaşırdık. Pek araştırmadım ancak, güvenlik anlamında kurallar, cezalar, sanırım yaptırımları sert ve net.
Şükran Şahin
(04 Mayıs 2020)
Tamer bey, teşekkürler. Bence bu bol zamanımız bize itici güç olmalı. Sabırsızlıkla bekliyoruz yazılarınız.Söz uçar yazı kalır. Gezi alemi bizim için bir şans. Tesadüfen keşfettiğim gezi alemi gezi ailem gibi hissediyorum. Ankaralı Gezginler gurubumuz var. Harika işler yapıyorlar. Özellikle kurucumuz Timur Özkan. Bizi toparlayan kişi. O gurubada tesadüfen katıldım. Yıllardır etkinliklerinde yer alıyorum. Keşke gezi aleminide görsek Ankaralı Gezginler gurubunda, geleneksel sergilerimizde, sunumlarda, ortak yazılan kitaplarda, v.b.
hakangeziyor
(22 Nisan 2020)
Şükran hocam, uzun bir aradan sonra yeniden yazınızla merhaba dediniz bize. İyi de yaptınız. Benim merak ettiğim şey güvenlik açısından nasıldı Ürdün? Herhangi bir sıkıntı yaşadınız mı acaba?
Kaleminize sağlık.
TAMER
(20 Nisan 2020)
Sevgili Şükran Hanım, elinize sağlık... Özlemişiz yazılarınızı. Bu karantina günleri benim için de yeniden yazılarımı toparlamaya ve yazmaya başlamaya itti. Ben de en azından hamle yaptım, yakında iki üç yazı da ben yükleyeceğim siteye... Sağlıklı günler diliyorum...
Şükran Şahin
(19 Nisan 2020)
Numan, teşekkürler, harika bi gezi oldu gerçekten, gurubumuz şahaneydi. Senin kaptanlığınla uzun yollar çabuk ve eğlenceli geçti. Korona bizim ülkemize girince anladık işin vehametini, yinede çok şükür. Bir kaç sene belkide gezilerimizi ertelemek zorunda kalacağız.
NumAFS
(18 Nisan 2020)
Şükran, Sizden 3 gün sonra geldiğim için kaçırdığım yerleri ve yazının tümünü masal gibi okuyup, bilgilenmeye devam ederek büyük keyif aldım; çok teşekkürler. Gezinin bundan sonraki Petra, Wadi Rum ve Lut gölü kısmını da merakla bekliyoruz. 👏👏💐