Gezi Alemi

e-Posta:    Şifre:     Kaydol | Şifremi Unuttum
 
Gezi Alemi ::::: Dünya Mirası Listesi ::::: Efes        
Ülke Şehir Kategori Ekleme Düzenleme Okunma Yorum Yazan 
Türkiye İzmir Kültür Mirası 13 Ağustos 2017 15 Ağustos 2017 46 0 Erdin İVGİN 

 Efes
 Türkiye » İzmir
 (Kültür Mirası)



Dünya Miras Listesine alınan "Efes" Dünya Miras alanı; Çukuriçi Höyük, Ayasuluk Tepesi (Selçuk Kalesi, St. John Bazilikası, İsa Bey Hamamı, İsa Bey Camii, Artemision), Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi olmak üzere dört bileşenden oluşmaktadır.

Antik dönemin en önemli merkezlerinden biri olan Efes, tarih öncesi dönemden başlayarak Helenistik, Roma, Doğu Roma, Beylikler ve Osmanlı dönemleri boyunca yaklaşık 9000 yıl kesintisiz yerleşim görmüş ve tarihinin tüm aşamalarında çok önemli bir liman kenti ve kültürel ve ticari merkez olmuştur.

Helenistik ve Roma Döneminin üstün kentleşme, mimarlık ve dini tarihine ışık tutan simgeleri barındıran Efes'te farklı dönemlere ait en üstün mimari ve kent planlama örnekleri bulunmaktadır. M. Ö. 8. yüzyıla tarihlenen ve Antik dönemin yedi harikasından biri olarak ünlenen kült merkezi Artemision, Hz. Meryem'in İsa'nın annesi olarak kabul ve ilan edildiği 431 tarihli Ekümenik Konsülün gerçekleştiği yer olan Meryem Kilisesi, İsa'nın havarilerinden biri olan ve Yahya İncili'ni Efes'te yazan St. John'ın mezarı üzerine inşa edilen Bazilika gibi Erken Hristiyanlık dönemine şahitlik eden benzersiz eserleri, günümüzde Hristiyanlar tarafından hac mekanı olarak kabul edilen Meryem Ana Evi ve Beylikler döneminde inşa edilen İslam yapıları ile Efes aynı zamanda dini tarih açısından da bugün hala ayakta olan benzersiz bir birikim sunmaktadır.

FOTO: © Erdin İVGİN / Gezialemi.com


ÇUKURİÇİ HÖYÜK

Çukuriçi Höyüğü, Selçuk İlçesi'nin 1 km. güneyinde, Efes antik kentinin hemen güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Kentin Magnesia kapısından 500 metre mesafede, antik Smyrna olarak adlandırılan günümüzde Çukuriçi Mevkii olarak bilen yerdedir. Höyük'ün yanından Derbent Deresi akmaktadır. Selçuk - Aydın karayolunun Efes ayrımından sonra, karayolunun 100 metre batısındadır.

Höyük, 3 Nisan 1995 tarihinde  bir rastlantı sonucu tespit edilmiştir. Aynı yıl ve bir sonraki yıl kurtarma kazıları yapılmıştır. 1996 yılında Adil Evren başkanlığında yapılan kazı çalışmaları sırasında, höyüğün kuzey yönünde iki açma açılmış ve bu açmalarda çok önemli buluntulara ulaşılmıştır. 3. açma da kuzey güney doğrultuda taş örgü duvarlar, kerpiç kalıntılar, yangın izleri, taş balta,ağırşak ve bronz iğneler bulunmuştur. Höyüğün tamamında bulunan obsidiyen ve sileksler bu açmalarda da bol miktarda ele geçirilmiştir. Ayrıca,bulunan çok sayıda ki seramik parçası açkılı ve açkısız olamk üzere elde yapılmış ve oldukça kaba hamur içermektedir. Sokma ve kazıma tekniğinde bezekli olan bu kap parçaları halen Efes Müzesi'nde korunmaktadır. 4 nolu açmada bulunan seramik parçaları(birinde kemik bulunmaktaydı), çakıl taşları,deniz kabuklu fosilleri, kemik perdahlama aletleri höyüğün günümüze kadar bulunan en önemli buluntuları arasında yerini almaktadır. 

Çukuriçi Höyüğü'nün bölgenin en eski yerleşmelerinden biri olduğu kesin görülmektedir. Yerleşmede Yakındoğu ölçü birimlerinin kullanılmış olması, Melos Adası kökenli obsidiyenin işlenmesi gibi bulgular, Höyük'ün geniş bir ticaret ağı içinde oluğu yönünde değerlendirilmektedir. Diğer yandan maden işlemede kullanıldığı düşünülen ocakların ve döküm kalıplarının varlığı da bu değerlendirmeyi desteklemektedir. Gelişkin bir metalurjiye işaret eden buluntular, dikkati çekecek kadar çok sayıda maden ergitme ocağı, metalürjide kullanılan aletler, bakırdan yapılma ürünler ve düşük kalitede bakır cevheri parçalarıdır. Bu buluntular yerleşmenin önemli bir metalürji merkezi olduğunu göstermektedir. Bunun için, böylesi bir merkezin gerektirdiği yeterli hammadde sağlamanın karmaşık yapısına ve metalürji ürünlerinin kullanımı için de bir takas sistemine, hepsinden önemlisi standartlaşmış üretim yapısına sahip olması gerekmektedir. Hammadde kaynakları yönünden, İzmir - Aydın bölgesi jeolojik olarak iyi araştırılmış ve belgelenmiş bir bölgedir. Bu nedenle Çukuriçi'nin yakın çevresinde, hemen güneyinden başlamak üzere doğu ve kuzeybatısında bakır, çinko ve gümüş yataklarının olduğu bilinmektedir. Bununla yetinilmeyip Efes Bölgesi ve açılımlarında maden yataklarının tespiti için 2011 yılından başlayarak yüzey çalışmaları yapılmıştır.

Antik Efes'in liman kentinde MÖ 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı, yerleşmenin MÖ 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşındığı bilinmektedir. Efes'in en eski yerleşimlerinden biri olduğu öne sürülen Ayasuluk Tepesi MÖ 3. binyılda kurulduğu düşünülürse Çukuriçi Höyüğü'nün ve aynı türde buluntu veren Arvalya Höyük'le birlikte Efes'in yerli halkının geçmişini oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Sürdürülen çalışmalar Höyük'te günümüzden 8 bin yıl öncesinden (MÖ 6000 civarı) MÖ 2500 dolaylarına kadar yerleşim olduğunu göstermiştir. Dört bin yıla yakın bir süre iskan edilen yerleşmenin bu sürenin sonunda henüz bilinmeyen bir nedenle terk edildiği anlaşılmaktadır. 



FOTO: © www.selcuk.bel.tr

AYASULUK TEPESİ (Selçuk Kalesi, St. John Bazilikası, İsa Bey Hamamı, İsa Bey Camii, Artemision)

Selçuk Kalesi : Saint Jean (Aziz Yuhanna) Kilisesi'nin kuzeyinde, tepenin en yüksek kısmın­da bulunan iç kale, yapılan araştırmalara göre Efes'in ilk yerleşme yerinin üstünde yer almaktadır. Bugün görülen sur duvar­ları Bizans, Aydınoğulları ve Osmanlı dönemlerine aittir. Taş, tuğla ve harçla örülmüş olan duvarlar 15 kule ile desteklenmiştir. İç kaleye giriş, doğu ve batıdaki kapılardan sağlanmaktadır. Bu kapılar dış kaleye bağlı olmaksızın doğrudan dışarıya açılmaktadır. Sur duvarlarının iç kısmında, burç ve maz­gallara çıkışı sağlayan dar merdivenler bulunmaktadır. Kale içinde taş döşemeli sokaklar, çeşitli büyüklükte sar­nıçlar, bir cami ve en yüksek kısımda bir kilise kalıntısı vardır. Bu kilisenin apsis kısmı, Aydınoğulları döneminde bazı eklerle sarnıç haline getirilmiştir. Ayrıca caminin batı kısmında, kale hamamı olabilecek nitelikte bir yapı kalıntısı saptanmıştır.

Takip Kapısı: Bizans dönemi surlarının girişi olan bu kapının üzerinde çeşitli kabartma frizler bulunmuştur. Bu levhalarda Akhilleus'un hayatından alınmış takip sahneleri olduğu için bu adı almıştır. Kesin olmamakla birlikte M.S. 7. yüzyıla tarihlenir.

St. John Bazilikası: İncil yazarı St. John'un mezarının bulunduğu kilisedir. Haç planlı olup, altı büyük kubbesi vardır. İmp. Justinien ve karısı Theodora tarafından yaptırılmıştır. Orta nefteki bazı sütun başlıkları üzerinde bunların monogramları vardır.

İsa Bey Camii: 1375 yılında Aydınoğlu İsa Bey tarafından Mimar Ali'ye inşa ettirilmiştir. 51x57 ölçülerindeki bu camide Efes'le Artemis Tapınağı'ndan getirilen mimari parçalar, özellikle sütunlar kullanılmıştır. Kubbenin pandantifleri çini levhalarla, pencere pervazları stelaktit, örgü motifleri ve renkli taşlarla süslenmiştir. Mihrap ve minber mermerden yapılmıştır. Bunlardan başka Selçuk içinde halen kullanılan dört mescit ve birçok yıkık ve onarılmış mescit ve kümbet yer almaktadır. Bu eserler Aydınoğulları ve Osmanlı dönemine tarihlenir.


EFES ANTİK KENTİ

Antik tarihçiler Efes'in bir Amazon adından geldiğini yazarlarsa da İon'lardan önce burada Anadolu'nun yerli halkı olan Karyalılar ve Leleglerin yaşadığını arkeolojik buluntular ortaya çıkarmıştır. İlk Efes M.Ö. 6000 yılında kurulmuştur. Artemis Tapınağı etrafında gelişmiştir. M.Ö. 3. yüzyılda bugünkü yerine taşınmıştır. Kalıntılar Meryem Ana Evi yolu üzerinden (üst kapı) aşağı doğru sırasıyla şunlardır.

Magnesia Kapısı: Yapı, kentin günümüze değin korunmuş tek kapısı.
Doğu Gymnasiumu: Bu yazıta göre sofist Flavius Damianus ve karısı Vedia Phaedrina tarafından yaptırılmıştır. Efes'teki anıtsal yapılardan biri olan Doğu Gymnasiumu; içinde hamam, palaestrası (spor alanı), ders ve imparator salonlarıyla komple bir yapıdır.
Varius Hamamı: M.S. 1. yüzyılda inşa edilmiştir. Roma devrine ait tuvaletler ve çeşitli bölümler ortaya çıkarılmıştır. Hamamla bitişik olan yapılar, binanın aynı zamanda Gymnasium olması ihtimalini gündeme getirmiştir.
Su Yolları ve Nympheum (Büyük Çeşme): Çeşmelere ve evlere su sağlayan kaynaklar oldukça uzaktadırlar. Agoranın güneyindeki cadde kenarında yer alan büyük çeşme yapısının suyu Marnas Suyu kaynağından sağlanmaktadır. Büyük çeşme yapısı, M.S. 4-14. yılları arasında, önündeki caddeye uygun bir biçimde planlanarak yapılmıştır. Daha sonra çeşitli değişikliklere uğramış, son şeklini M.S. 4. yüzyılda almıştır.
Devlet Agorası: Yapı 160 m. uzunluğunda, 73 m. genişliğindedir ve 1. yüzyılda inşa edilmiştir. Burası devletin kontrolündeki büyük ticaretin ve alışverişin yürütüldüğü bir yer ve bir toplantı meydanı olarak, aynı zamanda siyasi ve dini törenler içinde kullanılmaktadır.
Odeion (Bouleterion): 1400 kişilik yapıda sadece konser ve tiyatro gösterileri değil aynı zamanda Belediye meclisi toplantıları da gerçekleştiriliyordu. M.S. 2. yüzyılda Vedius Antonius ve karısı Papiana tarafından yaptırılmıştır.
Prytaneion (Belediye Sarayı): Hestia Sunağı ile birlikte Belediye Sarayı (Prytaneion) aynı zamanda şehrin kutsal
bir yeri olarak kullanılmaktaydı. Sunağın üzerinde daima yanan kutsal bir ateş vardı. Hiç sönmeyen bu ateş "Hestia (Ocak Tanrıçası) Kutsal Alanı" denilen bu yerde yüzyıllar boyunca yanmıştır. Efes Müzesi'nde sergilenen iki ünlü Artemis heykeli bu binada bulunmuştur. Bina ilk olarak Lysimakhos Devri'nde (M.Ö. 3. yüzyılda) inşa edilmiştir. Şimdi görülen kalıntıların çoğu 1. yüzyıla aittir. Daha sonraları yan yana iki tapınak daha yapılmıştır. Biri İmp. Julius Caesar diğeri Romalı tanrıçaya (Dea Roma) adanmıştır.
Su Sarayı: Prokonsül Laecanius Bassus tarafından M.Ö. 80 yıllarında inşa edilmiştir. Anıtsal bir görünüşe sahip olduğu için "Su Sarayı" olarak adlandırılmaktadır.
Memmius Anıtı: M.S. 1. yüzyılda İmp. Augustus devrinde veya bir kitabeye göre diktatör Sulla'nın torunlarından Memmius adına inşa edildiği düşünülmektedir. M.S. 4. yüzyılda anıtın kuzeybatısına büyük bir çeşme ilave edilmiştir.
Domitian Tapınağı: İmp. Domitian (81-96) adına yapılmıştır. Efes'te Romalı bir imparatora adanan ilk tapınaktır. 50x100 m. ölçüsündeki bir teras üzerine oturmaktadır. Yapının kriptası günümüzde "Yazıtlar Galerisi" olarak kullanılmaktadır.
Pollio Çeşmesi: M.S. 97 yılında C. Sextilius Pollio adına inşa edilmiştir. Önünde havuzu vardı ve Odysseus ile Polyphemos heykel grubuyla süslüydü.
Herakles Kapısı: Memmius Anıtı'ndan batıya doğru uzanan Kuretler Caddesi'nin başlangıcında yer alan kapı, iki katlı olup, alt katta geniş kemerli bir geçiş yeri üstte bir sıra halinde altı sütun bulunmaktadır.
Kuretler Caddesi: Cadde, şehir idaresinde önemli rol oynayan ve her yıl değişen altı üyeye sahip Kuretler Birliği'nin geçtiği yol olduğu için bu ismi almıştır. Caddenin iki tarafında bulunan sütunların gerisinde dükkanlar ve önünde Efes'in ünlü kişilerine ait heykeller yer almaktaydı. Cadde 4. yüzyıldaki üç büyük depremden sonra yeniden yapılmıştır. Şehrin en büyük kanalizasyon sistemi mermerlerle kaplı olan bu caddenin altındadır.
Traian Çeşmesi: İmp. Traian (98-117) adına yapılmıştır. M.S. 102-114 yıllarına tarihlenir. İki katlı olan yapının ortasında İmp. Traian'ın kolosal bir heykeli vardı.
Skolastikia Hamamı: İlk defa 1. yüzyıl sonlarında inşa edilen yapı, sonradan "Aşk Evi" ve "Tuvaletler" ile birleştirilmiştir. Üç katlıdır. Bin kişi alabilecek kapasitedeki bu hamamın diğer katları dinlenme odaları, kütüphaneler ve eğlence salonlarından oluşmaktaydı.
Latrina: Kentin genel tuvaleti olup bu yapının ortasında kare planlı havuz, yanlarında bir sıra tuvalet taşı bulunmaktadır. Tuvalet taşlarının hemen önünde su kanalı yer alır. Tabanı mozaiklerle kaplıdır.
Hadrian Tapınağı: Efes'te bulunan dekoratif yapıların en gösterişlisidir. M.S. 118-138 yıllarında İmp. Hadrian'a adanmıştır. Alındığında, şehir tanrıçası Tyche'nin bir kabartması yer alır. Ayrıca tapınağın frizinde Efes'in kuruluş efsanesi de anlatılmaktadır.
Yamaç Evler: Bu evler, şehrin üst sınıf kişilerine aittir. İki veya daha fazla katlı evlerdir. Evlerin ilk inşa tarihi 1. yüzyıldır. Daha sonraki yıllarda birçok değişiklik yapılarak 7. yüzyıla kadar kullanılmıştır. Yerler mozaik, duvarlar ise fresklerle süslüdür. Tabanda ısıtma sistemi vardır.
Aşk Evi: İlk inşa devresi İmp. Traian zamanına rastlar. İki katlı bir yapıdır. Arkada tuvaletler ve skolastikia hamamı ile ortak bir yapı oluşturur. Evin duvarları freskli, tabanları mozaiktir.

FOTO: © Erdin İVGİN / Gezialemi.com

Celsus Kütüphanesi: Celsus Kütüphanesi M.S. 35 Asya Konsülü Julius Celsus Palemaeanus adına oğlu Julius Aquila tarafından yaptırılmıştır. 60, 90 x 16,72 m. ölçülerinde dıştan iki katlı, içten 15 m. tek bir salondan oluşur. Salonu çevreleyen iki katlı galerilerden duvarlara serpiştirilmiş pencerelerden ışık süzülür. Yandaki galeriden Celsus'un mezarına geçilir. Roma mimarı özelliklerini tümüyle yansıtan yapının ön cephesinin dekorasyonu, devrinin en güzel örnekleri arasında yer alır. Ön cephe kolonları arasında yer alan dört kadın heykeli "Akıl", "Kader", "İlim" ve "Erdem" öğelerini sembolize eder.
Mazeus - Mithridates Kapısı: Celsus Kütüphanesi'nden Agora'ya geçişi sağlar. Yanlarında köle olarak bulunan ve daha sonra özgürlüklerini bağışlayan İmp. Augustus ve ailesi adına iki esir tarafından M.Ö. 4-3 yıllarında yaptırılmıştır.
Ticaret Agorası: Şehrin önemli merkezlerinden biridir. Aynı zamanda alışveriş merkezidir. Kare planlı yapının etrafında üstü kapalı galeriler bulunmaktadır. İlk olarak Helenistik devirde inşa edilen agora, daha sonra İmp. Neron zamanında ve M.S. 3. yüzyılda büyük değişikliğe uğramıştır.
Serapis Tapınağı: Agora'nın güneybatı köşesindeki merdivenli yol, Serapeion'a ulaşır. Tapınak, avludan daha yüksek bir teras üzerine oturmaktaydı. Prostylos planlı tapınağın sadece 1,5 m. çapındaki korint başlığı taşıyan sütunlardan her birinin 57 ton ağırlığında olduğu saptanmıştır.
Mermer Cadde: Çok iyi korunmuş bir caddedir. Panayır Dağı'nın etrafını çevreleyen "Kutsal Yol" burada "Mermer Cadde" adını almıştır.Arabaların kullanıldığı bu caddede yayalar için yolun yanında yüksekçe bir platform yapılmıştır. Caddenin altında, bir insanın girebileceği büyüklükte şehrin atık suyunu taşıyan gelişmiş bir kanalizasyon sistemi bulunmaktadır.
Büyük Tiyatro: Panayır Dağı'nın eteğinde yer alan tiyatro, ilk defa Helenistik devirde inşa edilmiş olup, bugün görülen kalıntılar M.S. 1. ve 2. yüzyıla aittir. 25.000 kişi alacak kapasitede bir yapıdır. Sahne binası üç katlı olup, 18 m. yüksekliğindeydi. İzleyicilerin oturduğu bölüm (cavea) üç diazomalıydı ve caveaya giriş yanlardaki geçişlerden sağlanıyordu. Tiyatroda Geç Roma devrinde gladyatör dövüşleri de yapılmıştır.

FOTO: © Erdin İVGİN / Gezialemi.com

Arcadiane (Liman Caddesi): İlk defa geç Helenistik Devir'de yapılmıştır. Arkadius 395 - 408) zamanında
onarıldığı için bu isimle anılmaktadır. 500 m. uzunluğunda, 11m. genişliğindedir. Caddenin iki yanında galeriler, dükkanlar bulunmaktaydı. Bu cadde bir tür tören caddesi olarak kullanılmaktaydı. Ünlü kral yolunun denize bağlantısını sağladığından bu caddeye "Liman Caddesi" de denilmektedir.
Tiyatro Gymnasiumu: Erken Roma Devri'nde inşa edilmiştir. Bina tiyatronun yanında olduğu için bu ismi almıştır. Efes'in en büyük gymnasiumudur.
Liman Gymnasiumu ve Hamamları: Gymnasiumun biri 90x90 m. diğeri 200x240 m. ölçüsünde iki palaestrası (spor alanı) vardı. Yapı İmp. Domitian ve Hadrian zamanlarında yapılmıştır. Yapı topluluğunun hamam kısımları da M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiş olup, 4. yüzyılda İmp. Konstantius II zamanında değişikliğe uğradığından "Konstantius Hamamları" adı ile anılmaktadır.
Meryem Kilisesi (Konsül Kilisesi): Hristiyanlık tarihinde önemli bir yer tutan bu yapı, Meryem Ana adına inşa edilen bir kilisedir. Ayrıca günümüzdeki Hristiyanlık dininin ana hatlarının belirlendiği 431 yılı Konsül Toplantısı'nın yapıldığı yer olması ile ünlüdür.
Stadium: 230x30 m. boyutlarındaki yapı, at nalı planında inşa edilmiştir. Girişi batıdandır. Burada bulunan çift sıra sütunlu kapı zafer takı görünümündeydi. Oturma yerlerinden dağ eteğinde olanlar yerli kayanın merdiven şeklinde işlenmesiyle meydana gelmiştir. Diğer yanı ise tonozlu galerilerle yükseltilerek oturma sıraları bunun üzerine yapılmıştır. Helenistik döneme tarihlenen yapı Neron (54-68) zamanında yeniden onarılarak bugünkü şeklini almıştır.
Vedius Gymnasiumu: Efes zenginlerinden P. Vedius Antonius'un M.S. 150 yıllarında yaptırdığı, İmp. Antonius Pius ile tanrıça Artemis'e sunduğu yapı kentin en iyi korunmuş eserlerindendir.


FOTO: © Erdin İVGİN / Gezialemi.com

MMERYEM ANA EVİ 

Selçuk'a 9 km. Uzaklıktaki Meryemana Evi Bülbül Dağı'nı üzerinde bulunmaktadır.

İsa'nın ölümünden 4 ya da 6 yıl sonra St.John'un Meryem Ana'yı Efes'e getirdiği bilinmektedir. 1891 yılında Lazarist papazlar Alman rahibe A.Katherina EMERICH'in rüyası üzerine Meryem Ana'nın son günlerini geçirdiği evin araştırmalar sonunda bu yer olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Bu olay Hristyanlık dünyasında yepyeni bir buluş olmuş ve din alemine ışık tutmuştur. Haç planlı ve kubbeli olan bu yapı daha sonra restore edilmiştir. Müslümanlarca da kutsal sayılan evde Papa VI.Paul'un 1967 deki ziyaretinden sonra her yıl Ağustos ayının 15 . gününden ayinler düzenlenmekte ve bu ayinler büyük ilgi görmektedir.



KAYNAK: © UNESCO/World Heritage - © Kültür ve Turizm Bakanlığı - © tr.wikipedia.org/ - © www.izmirkulturturizm.gov.tr

HAZIRLAYAN: Erdin İVGİN/ Gezialemi.com



Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi: 2015
Liste Sıra No: 1018
Niteliği: Kültür Mirası
Yeri: İzmir, Türkiye
Koordinatlar: N37 55 45 E27 21 34
Linkler: UNESCO İnternet Sitesi







 
Türkiye
Ana Sayfa
  Türkiye
Dünya Mirasları
  İzmir
Ana Sayfa
  İzmir
Dünya Mirasları



 Yazılan Yorumlar...
  Henüz Yorum Yazılmamıştır
 Yorum yazmak isterseniz...
 
Yorum Yazabilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız.


Son Eklenen Dünya Mirası
Karagöz
(21 Ağustos 2017)
Aşıklık Geleneği
(21 Ağustos 2017)
Mevlevi Sema Töreni
(19 Ağustos 2017)
Meddahlık Geleneği
(18 Ağustos 2017)
İran'ın Ermeni Manastır Topluluğu
(15 Ağustos 2017)
Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı
(15 Ağustos 2017)
Efes
(13 Ağustos 2017)
Afrodisias Antik Kenti
(13 Ağustos 2017)
Ani Arkeolojik Alanı
(13 Ağustos 2017)
Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı
(07 Ağustos 2017)